Gökler kırıldı, kalın ve ölümcül dumanları da onları kapladı.
Yıldırım korkunç bir şekilde kulaklara girdi.
Kan, beklendiği gibi, boş ve bitkileri olmayan toprakların üzerine yağmaya başladı.
Adamımız, yeryüzünü böyle hiç görmemiş.
Sadece kem vahşilerin bağırışları ve kaynağı bilinmeyen inlemeler vardı.
Allah'ın gazabı ile Ölümün malum kokusu derin çukurlarından yavaş yavaş çıktı.
Adamımız, daha düzgün bir hayat dilemezdi.
Bu fırtınalı Ahir-i Zamanda ''yaşamından'' memnundu.
Hani, herkesin haberi vardı, bu fani dünya çok yakında havanın ellerinde uçan dumana, kıymetsiz zerrelere çevirilecek, her şeyin sonu olacak, dünya bir daha asla doğmayacaktır.
Bunun şüphesiz olduğunu bilse de, hiç önem vermiyormuştu.
Şu hep beklenmiş Gün malum gelecektir.
Adamın kalbi şiddetli bir şekile çarpmaya başladı, Ölüm de onu her yandan kapladı.
Açlık, şanssız arkadaşımızın bedenini zehirlemiş, ruhu dayanamamış, ikisi de sessiz düştü.
Her şey sessiz, varlık yoktur artık.